• irem hacalaki

Kendi işinin patronu olmak isteyenlere: Tutku ekonomisi 101

Ekonominin gördüğü en tutkulu devre hoş geldiniz. Bu yazıda tutku ekonomisinin (diğer adıyla yaratıcı ekonomisi) nasıl ortaya çıktığına ve bileşenlerinin neler olduğuna bakacağız.


Yaratıcı ekonomisi nedir?

Yaratıcı ekonomisi, becerileri ile para kazanmak isteyenlere yepyeni ve etkili bir yol sunuyor. Bu özelliği ile bağımsız olarak çalışanların ve girişimcilerin işlerini ölçeklendirmelerine, tekrar tüketilebilen dijital ürün ve hizmetlerle pasif gelir elde etmelerine de olanak tanıyor.


Tutkusuyla para kazananlar kimler?

Sıra dışı alanlarda faaliyet gösteren kişilerin sosyal medya profillerindeki biyografilerinde “digital creator” yani “dijital yaratıcı” ifadesine rastlamışsınızdır. İşte yaratıcı ekonomisinin öncüleri de bu insanlar.


Yaratıcı ekonomisi bugün; dijital içerik üreticileri, podcast yayıncıları, freelance yazarlar, YouTuber'lar, online eğitmenler ve daha birçok iş kolu ile etrafında bir topluluk oluşturup kendine has bir hizmet veren yenilikçi insanların omzunda yükseliyor.


Yaratıcı ekonomisi, ifadesi çok taze olsa da bileşenleri itibarıyla o kadar da yeni olmayan bir ekonomik model. Uzun yıllardır devam eden birçok çalışma türü ve alanının kendine bu kategoride yer bulduğunu görebiliriz.




Peki siz bir dijital içerik yaratıcısı (‘digital creator’) mısınız?

Siz de mi yaratıcı ekonomisinin bir parçasısınız? Gelin dijital içerik yaratıcıları için olmazsa olmaz 3 bileşeni birlikte değerlendirelim:


1. Nitelikli bilgi sunma

İçerik yaratıcısı olmanın temelinde, belli bir konu hakkında derin bilgiye sahip olmak ve bu bilgi7yi daima geliştirme çabası yatar. Çünkü bir şeyi başkasına aktarabilmek için önce o konuyu bilmek gerekir. Severek ve bilerek yaptığı herhangi bir şeyi gelir elde edebileceği bir iş modeline çeviren insanların tutkusuyla para kazandığını söyleyebiliriz.


2. Bireysel ifade ile kişisel monopol oluşturma

Yaratıcı ekonomisi, kişinin potansiyelini biricik hale getiriyor. Bizce içerik yaratıcıları için kilit nokta da tam burası… Bireysel ifade ile içerik yaratıcısı, onunla aynı alanda bilgisini geliştiren kişiden kendisini ayırıyor. Anahtar teslim hizmet sunmak yerine sadece onun verebileceği, özgün bir hizmet ile öne çıkıyor.


Spor eğitmenlerinizi, Instagram’da takip ettiğiniz sağlıklı beslenme uzmanını ya da YouTube’da izlediğiniz haber programcısını düşünün. Ana hatlarıyla bakınca bu kategorilerde içerik üretip bilgilerini paylaşan birçok kişi var. Ancak iş, sizin yoga veya pilates dersi almak istediğiniz noktaya gelince kriterler değişiyor.


Diyelim ki iki eğitmeni takip ediyorsunuz. İkisi de benzer eğitimlerden geçmiş ve ikisi de tam olarak istediğiniz vinyasa yoga dersini veriyor. Ancak eğitimleri birebir aynı iki eğitmen bile yan yana gelse siz birini tercih edeceksiniz. Belki biri çok disiplinli; dersi eğitimi ilgilendirmeyen konulara hiç girmeden yürütüyor. Diğeri ise çok yönlü; dersi keyifli hale getirmek için renkli sunumlar yapıp çeşitli paylaşımlarda bulunuyor. Kısacası ikisinin de kendisine özel bir bireysel ifadesi var ve bu onları eşsiz yapan bir alamet-i farika.


3. Topluluk yaratma ve topluluğa hitap etme

Bu maddeyi anlatırken biraz yaratıcı ekonomisinin tarihinden de faydalanalım.

Yaratıcı ekonomisinden konsept olarak ilk bahseden kişi, Wired dergisinin kurucu editörü Kevin Kelly. Kelly, 2008'de yazdığı bir yazıda bir müzisyen, fotoğrafçı, yazar, tasarımcı, girişimci veya mucit olarak başarılı olmak için bir milyon destekçiye değil yalnızca 1000 gerçek hayrana ihtiyacımızın olduğundan bahseder. Kelly’ye göre içerik yaratıcılarının her zaman bir hayran kitlesi vardı ancak eski zamanlarda iletişim hep yayınevi, yayıncı, müzik şirketi vb. mecralar üzerinden kuruluyordu. Şimdi ise sosyal medya ile içerik yaratıcıları okuyucu, dinleyici ve izleyicileriyle doğrudan buluşuyor.


Kısacası bir dijital içerik yaratıcısı olmak için milyonları peşinizde sürüklemeniz gerekmiyor.


Size has bireysel ifadenizle sahneye çıkıp tutkulu olduğunuz şeyi topluluklarla düzenli olarak paylaştığınızda sizinle aynı tutkuyu paylaşan insanları da kendiliğinden etrafınızda toplayacaksınız.



Yaratıcı ekonomisi start-up’ları

‘Tutku ekonomisi’ terimini ilk kullanan, Silicon Valley’li bir girişim sermayesi olan a16Z’nin partneri, melek girişimci ve start-up danışmanı Li Jin. Jin bu konuda çok ses getiren bir makale kaleme aldı. Makalesinde, yaratıcı ekonomisinin herkesin benzersiz becerilerden para kazanmasına imkan verdiğini, girişimciliğe ve ‘iş’ olarak baktığımız her şeye bakışımızı değiştireceğini anlattı.


Bu disiplinin ortaya çıkması ve kendine sağlam bir zemin bulmasında, içerik oluşturma, yayınlama ve takipçilerle buluşmayı sağlayan sosyal mecra ve teknoloji platformlarının önemi büyük. Bu platformlar, tutkunuzu işe çevirmenize ve sizin de organik bir girişimciye dönüşmenize yardım edebilir.


Geleceğin çalışma türü

9'dan 5'e çalışmak yavaş yavaş tarih olurken işlerimizde esneklik, özgürlük ve amaç arıyor, anlamlı ilişkiler kurmak istiyor, en önemlisi tutkularımızın peşinden gitmek istiyoruz.


Yaratıcı ekonomisi modeli ile üreten dijital içerik yaratıcılarının sayısı arttıkça daha daha özgür ve özgün bir iş ekosistemine kavuşacağız gibi görünüyor. Böylece her türden ürün ve hizmet için istekli alıcılar bulmak, tamamen sizin tarzınıza uyan bir gelir akışı yaratıp sürdürülebilir bir kariyer inşa etmeniz eskisinden kolay olacak.


O halde daha tutkulu yarınlara!


Bu Yazı ilk kez Korvo Blog'da yayınlandı.

2 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör