• irem hacalaki

Sosyal medyayla ilişkimiz neden obsesif derecede yakın?


Bazen sen de sosyal medyaya obsesif derecede bağlı olduğunu düşünüyor musun? Sen böyleyken, senden küçüklerin telefona ve tablete zamklanmış ellerine bakınca içini hüzün kaplıyor mu? Peki neden oluyor tüm bunlar? Buyurun grup terapisine…

Yeni bir çağdayız. Dijital yükseliyor. İnternet paketi bitip sosyal medyada offline olunca fiziksel dünyada da online olamayan bir nesiliz. Ya da o neslin abla ve abisiyiz. Prizin başında, kablo sanki bizim vücudumuza aitmişçesine yaşıyoruz bazen. Kendimizi şarj ediyoruz. Karşıdan karşıya geçerken sağa ve sola bakacak bir uygulama geliştirseler onu bile indirebiliriz çünkü yolda bile önümüze değil ışığı Güneş’e göre otomatik olarak ayarlanmış ekranımıza bakıyoruz.

Bu şakaları, Instagram’ları, Snapchat’leri ve henüz tanışmadığımız tüm uygulamaları bir kenara bırakıp nörologlara kulak verelim mi? Çünkü onlar dünya üzerindeki her şey gibi bu obsesyonun nedenini de biliyorlar.


Ayılması güç bir sarhoşluk hali

Kaliforniya Üniversitesi’ndeki nörologların dediğine göre, paylaşımlarımıza aldığımız beğeniler, beynimizde sarhoş edici etkiye sahipmiş. Beynin ödülle, ödüllendirilmeyle ilgili bölümü, beğeni gördükçe ışıldıyormuş. Paylaştığı post, yaşıtları tarafından beğenilirse, paylaşan kişi de içeriğinden bağımsız olarak o post’u beğeniyormuş. Tam tersi durumdaysa şu denklem söz konusuymuş: paylaşıma beğeni almama > paylaşımı kendisi de beğenmeme > beğenilmeme hissi > depresyon başlangıcı >>> Haydaa!

Sen benim kalbimi kırmızıya boya, ben de seninkini

Üniversite, yaşı 13-18 arasında değişen 32 Amerikalı gençle bir test yapmış. Belli sayıda fotoğraf paylaşan gençlerin beyni MR makinesiyle izlenmiş. Beğeni alırken beyinlerinin ödül merkezi yemyeşil olan gençler, çikolata yemişçesine ya da bir piyango kazanmışçasına mutlu olmuş.

Araştırmanın bir başka enteresan boyutu ise, gençlerin bol sayıda beğenisi olan bir post’u, çok sevmeseler de beğenmeleri. Bu durum, beğenilme ve onaylanma motivasyonunun bir getirisi olarak açıklanıyor.

Bu obsesyon neden en çok gençleri etkiliyor?

Cevabı basit: Beyindeki ödül merkezi ergenlikte en büyük haline ulaşıyor. Bu yüzden gençken yaşadığımız hisleri düşündükçe şaşırıyor, gülüyor ve bazen ağlıyoruz. Bu yüzden o çağlarımızın adı delikanlı çağları!

Post etkileşimi üzerinden karakter iletişimi

Olumsuz tarafları bir tarafa bırakırsam, sosyal medyanın etkisinin her zaman kötü olmak zorunda olmadığını söylemem gerek. Paylaşılan post’ların yarattığı etkileşim kimi zaman gençlerin birbirinden önemli konularda ilham almasını, daha pozitif davranışlar sergileme yolunda birbirilerini motive etmelerini de sağlıyor. Sadece nerede durulacağını bilmek gerekiyor.

1 duyum aldım:

Alicia Keys ve daha birçok sanatçı, seyircilerin konserlerinde telefonlarını kullanmasını engelleyecek bir teknoloji kullanıyor. Görevliler konser girişinde size küçük bir çanta veriyorlar, telefonu onun içine koyuyorsun, çantanın ağzını çıkışta açmak üzere kilitliyorlar. Çanta tabii ki sende kalıyor. Eğer telefonu acilen kullanman gerekirse, görevlileri bulup salondan uzaklaşarak işini görüyorsun. Telefon ekranına değil de, gözlerinin içine bakalım isteyen bu romantik sanatçıları ben de destekliyorum. Bu haberi okuduğum post’un altındaki kalbi de kırmızıya boyadım zaten!

Bu yazı GarantiOne oneblog'da da yayınlandı: https://oneblog.garantione.com.tr/2016/12/20/sosyal-medya-ve-obsesyon/

#dijitalyükseliyor #sosyalmedyaveobsesyon #instagram #snapchat #internetbağımlılığı #sosyalmedyabağımlılığı #etkileşim #postetkileşimi

5 görüntüleme
  • LinkedIn - Black Circle
  • Tumblr - Black Circle